Cirit
Cirit (Atlı Cirit), Türklerin Orta Asya bozkırlarından Anadolu'ya taşıdığı, at üzerindeki binicilerin birbirlerine kurutulmuş tahta sopalar fırlatarak puan topladığı ve "rakibi bağışlama" centilmenlik kuralıyla öne çıkan geleneksel ata sporudur.
Bozkır savaş tatbikatından şenlik meydanlarına
Atlı cirit, Türklerin atı evcilleştirdiği Orta Asya bozkırlarında binicilik, kılıç ve mızrak kullanma reflekslerini zinde tutmak amacıyla bir savaş oyunu ve askeri tatbikat olarak doğdu. 1071 Malazgirt Zaferi'nin ardından Anadolu'ya taşınan bu gelenek, Selçuklu ve Osmanlı saraylarında şehzadelerin ve sipahilerin en gözde talim sporu oldu. Topkapı Sarayı'nda Gülhane Parkı ve Atmeydanı (Sultanahmet) cirit müsabakalarının ana merkezleriydi. 19. yüzyılda Sultan II. Mahmud döneminde aşırı yaralanmalar sebebiyle geçici olarak kısıtlansa da halk arasında, özellikle Doğu Anadolu ve Ege'de düğün ve bayram şenliklerinin baş tacı olarak varlığını kesintisiz sürdürdü.
Oyun kuralları, alaylar ve taktikler
Cirit oyunu, açık ve düz bir sahada "sağ alay" ve "sol alay" olarak adlandırılan iki rakip takım arasında iki devre halinde oynanır. Oyunculardan biri atını dörtnala rakip alana sürerek bir rakibin adını haykırır ve ona meydan okur. Ardından elindeki yaklaşık bir metre uzunluğundaki kabuğu soyulmuş ve uçları yuvarlatılmış tahta sopayı (ciridi) fırlatıp hızla kendi sahasına kaçmaya başlar. Karşı takımdan çıkan süvari ise kaçan oyuncuyu kovalamaya ve ciridiyle onu havada veya sırtından vurmaya çalışır. Bu hamleler zinciri, takımların karşılıklı akınlarıyla büyük bir binicilik resitaline dönüşür.
En asil kural: Rakibi bağışlama
Cirit sporunu dünya dövüş ve mücadele oyunları arasında benzersiz kılan unsur, temelindeki derin ahlak ve şövalye ruhudur. Geleneğe göre oyunun en değerli hareketi "rakibi bağışlama"dır. Bir binici, kovaladığı rakibini tam yakalayıp kolayca vurabileceği mesafedeyken ciridini fırlatmayıp sadece elini kaldırarak rakibini bağışlarsa hakem heyetinden en yüksek ödülü alır. Buna karşılık rakibin atına kasıtlı olarak cirit vurmak veya kaçan rakibe centilmenlik dışı sert darbe indirmek ağır ceza puanlarıyla cezalandırılır. Bu anlayış, sporun bir yok etme değil, ustalık ve saygı gösterisi olduğunu simgeler.
Bugünkü durumu ve yaşayan gelenek
Atlı Cirit, günümüzde federasyon çatısı altında düzenlenen resmî ligler ve Türkiye Şampiyonası ile kurumsal kimliğini sürdürmektedir. Özellikle Erzurum, Kars, Uşak, Bayburt ve Sivas köylerinde karlı kış günlerinde ve yaylalarda yüzlerce yıllık at yetiştiriciliği kültürüyle iç içe yaşatılmaktadır. Rahvan binicilik, geleneksel Türk okçuluğu ve Kırkpınar yağlı güreşi ile birlikte milletin ortak spor hafızasının en görkemli canlı anıtıdır.