Bir ilkin eşiğinde
17 Mayıs 2000 akşamı Kopenhag’daki Parken Stadı’nda 38.919 seyirci vardı. Bir yanda Fatih Terim’in Galatasaray’ı, diğer yanda Arsène Wenger’in Arsenal’i. Galatasaray, bir Türk kulübünün UEFA organizasyonlarında oynadığı ilk finale çıkıyordu.
Şampiyonlar Ligi’nden gelen yol
Galatasaray sezona Şampiyonlar Ligi’nde başlamış, grubunu Chelsea ve Hertha Berlin’in ardından üçüncü bitirerek UEFA Kupası’na geçmişti. Ardından Bologna, Borussia Dortmund, Mallorca ve Leeds United’ı eledi. Leeds ile oynanan yarı final, ilk maç öncesi İstanbul’da iki Leeds taraftarının hayatını kaybettiği olaylarla gölgelendi; bu acı, o kupanın hikâyesinin ayrılmaz bir parçası olarak kaldı.
120 dakika, sıfır gol
Arsenal’in kadrosunda Thierry Henry, Dennis Bergkamp, Marc Overmars ve Patrick Vieira vardı. Galatasaray ise Taffarel’in kalesinde, Hagi’nin ayağında ve Hakan Şükür’ün kafasında umut arıyordu. Maç normal sürede ve uzatmada golsüz bitti. Uzatmalarda Gheorghe Hagi, Tony Adams ile yaşadığı arbede sonrası kırmızı kart gördü ve Galatasaray son dakikaları 10 kişi oynadı.
Penaltılar
Galatasaray’da Ergün Penbe, Hakan Şükür, Ümit Davala ve Gheorghe Popescu atışlarını gole çevirdi. Arsenal’de Davor Šuker’in vuruşu direkten, Patrick Vieira’nınki üst direkten döndü; yalnızca Ray Parlour gol attı. Sonuç 4-1’di. Maçın oyuncusu seçilen Taffarel’in gecesiydi.
Neden unutulmaz?
Bu zafer, bir Türk kulübünün kazandığı ilk Avrupa kupasıdır. Türk futbolunun Avrupa’ya bakışını değiştiren, “bizden de olur” duygusunu bir kuşağa aşılayan gecedir.



