Adana’dan uluslararası kortlara

28 Eylül 1989’da Adana’da doğan Çağla Büyükakçay, Türk kadın tenisinde uzun süre ulaşılamayan eşikleri birer birer aşan oyuncu olarak anılıyor. Onun kariyerini önemli kılan, tek bir başarıdan çok art arda gelen ilklerin Türk tenisine kazandırdığı özgüven. Bu ilklerin büyük bölümü 2016 sezonunda geldi ve o yıl hem kendisi hem de ülkedeki tenis kamuoyu için bir dönüm noktasına dönüştü.

İstanbul’da tarihi şampiyonluk

24 Nisan 2016’da İstanbul Cup finalinde Karadağlı Danka Kovinić ile karşılaşan Büyükakçay, ilk seti 6-3 kaybetmesine rağmen maçı 6-2 ve 6-3’lük setlerle çevirdi. Bu zafer, bir Türk kadın tenisçinin kazandığı ilk WTA tekler şampiyonluğu olarak kayıtlara geçti. Ev sahibi seyirci önünde gelen kupa, ardından yayımlanan sıralamada onu 82. basamağa taşıdı; böylece WTA’da ilk 100’e giren ilk Türk kadın tenisçi oldu.

Grand Slam ve olimpiyat sahnesi

Aynı yıl Roland Garros’ta elemeleri geçerek ana tabloya yükseldi; bu, bir Türk kadın tenisçi için bir ilkti. Paris’te ikinci tura çıkan Büyükakçay, sezonun son Grand Slam’i ABD Açık’ta da ilk turda Irina Falconi’yi 6-2, 6-1 yenerek ikinci tura kaldı. Kariyerinin en yüksek tekler sıralaması 60. basamak olarak kayıtlara geçti. 2016 Rio Olimpiyatları’nda ise olimpiyatlarda Türkiye’yi temsil eden ilk tenisçi oldu; ilk turda Rus Ekaterina Makarova’ya üç sette elendi.

Fed Cup’ta Ostapenko galibiyeti

Şubat 2018’de Fed Cup’ta Letonya ile oynanan karşılaşmada, Roland Garros şampiyonu Jeļena Ostapenko’yu yenmesi kariyerinin en çok konuşulan maçlarından biri oldu. Letonya eşleşmeyi 2-1 kazansa da bu sonuç, Büyükakçay’ın en üst düzeydeki rakiplere karşı da kazanabileceğini gösterdi.

Bıraktığı iz

Büyükakçay’ın başarılarının, Türk kadın tenisi için ulaşılabilir hedefleri yeniden tanımladığı söylenebilir. WTA şampiyonluğu, ilk 100 ve olimpiyat katılımı gibi eşiklerin artık aşılmış olması, sonraki kuşak oyuncular için soyut bir hayal değil, daha önce yürünmüş somut bir yol anlamına geliyor.

← TenisYazarın diğer yazıları ↗